zachary white

zachary white
mr white

al

al
göten sil

23.12.08

gidiyorum...


bugün benim doğumgünüm.önemli mi?en az hergün kadar.sözlerini anlayamadığımız,içimize göre uydurduğumuz anlamları olan şarkılarla gidiyorum.ne anlarsam o,ne anlarsan o..kim e ne???şimdi özgür.
yemekteyiz i kaçırıcağıma üzülmüyorum.güneşin doğuşunu ve batışını kaçıranlar üzülsün..sevgiler...

21.12.08

balans ve manevra

hayatı, sürekli, sosyal içerikli mesajlar taşıyarak geçiriyoruz.o kadar dolduruyoruz ki bu sade boşluğun içini,en sonunda kendimizden iğreniyoruz.kendi kalabalığımızdan,kendi suratımızdan,hal ve tavırlarımızdan.sizli bizli çoğul konuşmama gerek yok ama bugün hepbir ağızdan konuşacağım.toplum durağan ve serttir.kendi halinden memnun ve sağlam köklenir.en ufak bir eylem sezdiğinde noluyo lan diye dürter bireyi.çok acaip ben o kadar diyim.

22.9.08

emoğlu diince emmoğlu gibi olmuyo

-Hayatıım??
-Ne !!

yukarıda görmüş olduğunuz mini, skeç repliği, benim hayatımla olan diyalogumdur.dan dan daan arabesk nidalar değil bunlar.bilhakis,olaya cok tedbirli yaklaşarak,teşbih sanatımı suratınıza fırlatıp kaçıyorum.


hayata dair hayattan benzetmeler köşesi:

hayat trafikte kalmış bir otobüs...içindesin....inemezsin,..gidemezsin.sadece yolun acılmasını bekler,çok beklersin.()

hayat gerçekse,gerçeklik algı dalgalanmasından ibaretse,algı sürekli dalgalanan birşey ise,bu durum dalgayı gerçek ötesi yapmaz da ne yapar.bu düz mantığa devam edersek, ölüm de,dalgalandım da duruldum izahatindedir.

herşey mükkemmel,dengeli ve sade.ruhumuz meraklı ve çingene.çoğu zaman,hayattan daha derin olduğumuzu düşünüyorum.()

hayat koca bir sirk.bi sirktir,git.eğlen fln.

astroloji blogu acıp para kazanmaya karar verdim.bundan sonra rüya tapiri,günlük mallar ve yorumlarla sizlerle olacağız.

1.7.08

BENCE

Tasarımın, ilham kaynağı ve çıkış noktası, doğa. Doğa sevgisi değil. Doğal afetlere ve doğa olaylarina karşı duyulan korku, savunmasızlık, şaşkınlık ve tepki bazli. Tabiatın ihtişamını,tüm sertliği ile üzerinde hisseden insanoğlunun, egosal periyodları, korku ile tetiklenmiş, hayatta kalma reflexi, her türlü  tasarıma ön ayak olmuştur. İhtiyaçların karşılanması,tüysüz,tırnaksız,dişsiz varlığımızın yarattığı  ezikliği ertelemiştir. 
İnsan ayağa kalktı ve haykırdı, "bu bir savaştır",,,, 

23.5.08

zzzzz


yaratıcılık diye tabir edilen, zeka pratiği, empati ve ego dengesinden ibarettir.cok acaip bisiydir.denge bozulur ve ortaya sorun ya da cözüm cıkar. beynin burnundan akar, kafan patlar, herşey tek boyuta iner. çocukluk trawmalarından girer, gelecek hayallerinden cıkar.aslında yaratıcılığın temeli paylaşımdır.icatlar cömert armağanlardır.oldu mu simdi.bu kadar kolay mı.paylaşmak ne kadar kolay ya da zorsa kişi için, yaratıcılığı da o derecededir.içe zaten dönüyorsun,bi dışına dön bak kokla noluo.beni üzen, bu paylasımın,cıkarlara hizmet etmesi. tüm naifliğini yitirmesi, özgürlüğünü bitirmesi. daima lilya.çok uykum geldi. ciddiyim.saçmalıyorum.ciddiyim.

19.5.08

son

en sevdiğim şeyler. en sewdiğim sesler. herşeyin programa uygun, akışında gitmesi için alınan önlemlere isyan çıkaran sesler. cd nin bilinmedik bir anda takılması, araba alarmının her oto boka çalması, canlı performanslardaki aksaklıklar, çöp arabasının, ezanın sesine bodoslama dalması,uyanmak istemediğin zaman, seni dürten seslerin olması. ah  ne  kadar mucizevi ve basit.farkederken, farketmezlikten gelmek, umursamazlığa gitmek.herşey çok güzel. bunun tadını çıkarın.

14.5.08

osuruk saati


bugün sprite ve dondurmayı aynı anda tüketerek, kanıma aşırı miktarda insülin salgılattım ve garanti veriyorum ki, kafam çok iyi oldu. başım döndü, beynim yastıktan yapılmıs uçan bir filin üstünde seyrüsefer etti, alık ve mayhoş bakışlarla ertrafı süzdüm ve sürekli güldüm, güldüm, güldüm. harikaydı. denemenizi öneririm.bulabildiğiniz kadar sıvı ve katı seker kaynağını ağzınızdan boca edin. ey cipram,citoles, lithuril, halt eyle emi.
diğer bir konu da komplexli insanlar. ki ben kendimi dısarıda tutmuorum. ama bilin ki çeşit çeşit bunnar. ben sana laf sokiyim, bana üzgün, sıkıntılı anında anlattığın olayı, gözüne girsin niyetiyle alaya alayım, seni ne sallıcam ulan, ben götten bir balon olmusum ucuyorum, ah böle yapsan da, öyle yapsan da sevinmem, mutlu olmam, seni de mutlu olma diye sinir ederim her 10 dakikada bir modundaki komplexli insanlardan bahsediyorum.
uzunca bir sene bu tip insanlar benim kah en yakın arkadasım, kah sevgilim kahdalı mıçım olmuştur.(ne yazıkki) ve bunların beynimi sikmesi benim ruhsal ağzımı bedensel burnumu daıtmış,beni benden alıp kanalizasyona atmıştır.
bir zamanlar fakir ama gururlu bir genç vardı sendromu değil bu.....bu..... bir devrimin reklamıdır..hepsinin kafalarını gövdelerinden ayırarak, boyunlarını işlevsiz kılmışımdır, haberim yoktur. hükümsüzdür.
bişi daha var. çok iyi olmayı deneyin bi süre.artık size kalmış. ama sürekli egonuzu defederek, kendinizi florence nightingale, ya da jenna jameson edasıyla tüm acı girdi cıktı özveri yardım paylaşıma açın. bakın sonra noluo??
bi süre sonra iyi iyi iyi olan bünye john holmes olmak istiyor.
demek ki iyilik kötülük yalan. denge baki. 
aaaaayh laf sokma bloguna döndü. ööle diil ama gibi.

6.5.08

sanrı nöbetleri


'tanrıyı güldürmek istiyorsan ona planlarından bahset' cümlesini ilk kez bir filmde duymuştum ve duyar duymaz da gülmüştüm :o/  ..klonlama genetik bir kod  mudur? farklı olan nedir? cehalet erdemdir. herkesin erdemleri vardır. tanrının yüzündeki sivilceler miyiz? kolundaki sivrisinekler mi? tanrı bir sanrı mı? yoksa ben mi kendimi bir şey sanıyorum. üç nokta

3.5.08

hiç

ağzını burnunu dağıtırım senin.






teşekkürler.

23.4.08

acaip bi yerdeim

acayip bir yerdeyim.şekil ve akışkanlık bağlamına değineceğim.tipografi oluşumu dil dialektiği gibi bilinçaltı ifrazatlarının değerlendirilmesinden oluşur.yani negatiflerin yapıcı sendika dayanışması diyebiliriz bu duruma.(demeyedebiliriz).görsel kapasite, yetenek ve ilgi dahilinde büyüyen bir yumaktır.baktıkça göresim geldi iç çekişleri ile gözlerimizi bakmaktan men edecek raddeye getiririz.büyüyen yumak yargı engellerine her takılışında bir düğüm daha atar manzaramıza. baktıkça göremez olmak sendromu.şöyleki göz aşina olunca tüm diyara kalmaz bu mecnuna deva. ha ha ha. 
hala mı anlamadınız..akıllı olun.

canım sachikom

bugün bir tanrıçadan açıyorum konuyu.hatta bütün konuyu ona ithaf etmek istiyorum.konumuz insanda ses. sanatın toplumun ahlakın teknolojinin ucu bucağı sonu yenisi eskisi kalmadığı çağımızda,duyduğum bu ses ve şaşkınlık karşısında, 'daha'ya olan istek we alışkanlık reflexime cok önemli bir mihenk taşı oturtmuş bulunuyorum.şööleki kızmızın adı naçizane naif capon örf  ve ananelerine hitaben ' Sachiko M '.
bu baayan, cok yüksek ses duyarlılığı, algıları ve öngörüsü ile benim de çok sevdiğim plunderphonic lerle yola çıkıp, süper bi icatta bulunmus ve sampler ın kendi ses tonlarıyla oynamaya kadar ilerlemiştir.burdaki icad-ı mukkadesi, sesin en yalın,içten önemsiz ve araç halini başlı başına bir senfoniye dönüştürmesidir.sesin sinüs dalgalarını kullanarak, sesin içimizde katettiği yolu, kulak burun boğaz  mide dalak bağırsak ve anüs olarak adreslemiştir. artık ses gereken yerde, heryerdedir.bu kadını kulaklarından öperek alnına bağırarak tebrik eder, hemen arkandayım diyip bu pastada payımı kaparım hemen, hiç acımam.

21.4.08

 süt içmeyin. çok üzülürsünüz sonra.
bugün beni ağlatan bir kaç ses sıfatı vermek istiyorum:
Landau
Alva Noto
Sabrepulse

last fm sahipleri yaşadı.

ses' e dair:
çarpışan iki atomun hızı ve çarpışamama ihitmalinin daha yüksek olmasından dolayı,değmeden kaçabilme kıwraklığı. anı, kod, bilgi ve reflex tasıma kapasitesi. boyut kapısından vizesiz geçiş.
ak la kara nın aynı anda seçilmesi.çay içmek.sigara içmek.dinlemek, izlemek.kalbinin ritmiyle tempo tutmak.tapmak. okuldan dönen çocuğun çantasını taşıyan anne. ihtiyacım olan herşey.olmasa da olan şey.

sessizlik denen mit e kanan aptallar kulaklarınızı tıkayın.o zaman bile kanın damarlara çarparken çıkardığı sesi duyacaksınız. 
(sesin kutsal kitabı olsa orda geçen kutsal bir cümle olurdu bu) 

sesin dini sesin bilimi:
sesin dini ve bilimi o kadar gerçek ki, önemsiz sayılabilir. o kadar gerçek ki yokmuş gibi algılanabilir. o kadar gerçek ki, ikilemde değildir. o kadar gerçek ki breakcore dinle de gör gibidir.

Etüd:
etrafınızdaki sesleri dinleyin.kesin.birleştirin.sonra tekrar dinleyin.yeni sesler duymaya başladıgınız zaman bunları sakince dinleyin.bir sese odaklanın.bu sesi ne sewin ne sewmeyin, sadece dinleyin.ne kadar dinlerseniz  o kadar  duyarsınız.

öhö öhö


blog nedir?
ne ola ki?
ses nedir?
orda mı ki?
ne kadar az secenek var?
dizüstü bilgisayarlar dizde durunca cok ısınırılar.
kediler hemen bana alısırlar.
insan spor salonuna neden yazılır?
neden yaz gelir ve gider, su buharlaşır?
atom altı parçacıklarını türkler mi ezdi?
kaşar peyniri yemezsek ölür müyüz?
gibi ve benzeri birçok konu ve cewabı bulabileceğiniz tek blog.blog.blog...blogunuyiyim dat kom